SANAT ve BEN

1945 yılında antalyada doğdum,
daha ilkokul sıralarında ders dinlemek yerine,
tahtaya kalkan sınıf arkadaşlarımın veya öğretmenimin
resmini karalardım, ve bu yüzden öğretmenimden
sık, sık ihtar alır, bazen de dayak yerdim,

1957 yılında başladığım ve
farklı branşlarda uzman olan alman uyruklu
sekiz kişilik sanatçı grubundan aldığım beş yıllık resim eğitimimi,
1962 yılında tamamladıktan sonra onbir yıl
o dönemde bilinen birçok teknikle çalışmalar yaptım.

ancak klasik resim çalışmalarımda sürekli bir arayış içindeydim,
resim sanatında alışılmışın dışında bir çalışma yapmak,
1973 yılında aykırı bir düşünceyle başladı,

aldığım eğitim ve teknik birikimimin bana verdiği cesaretten olacak,
klasik resim sanat dünyasında uygulanması mümkün olmadığı kabul edilen
tükenmez kalemle bir teknik geliştirmek, olmazı olur yapmak, tabuları yıkmak istedim.

kurşun kalemle bir ön çalışma veya etüd olmadan,
basit bir tükenmez kalemle başlanan ve aynı kalemle tamamlanan,
ve de klasik tarz resim çalışmasını başarabilmek için yola çıktım,
uzun yıllar çalışmalarımı sürdürürken, araştırmalarıma da devam ettim,

20 yıllık uğraştan sonra, sunum ve satış normlarına uygun çalışmalarıma
ancak 1990 ların başında geçebildim.

aynı yıllarda hızla gelişen teknoloji sayesinde,
avrupa ve amerikadaki çok sayıda tükenmez kalem sanatçısının çalışmalarını takip ediyordum,
bu sanatçılar tükenmez kalem çalışmalarını,
kullanılan kalemin olumsuz özelliklerinden olacak,
renkli tükemez kalemler kullanarak zenginleştiriyorlar veya
dolgu için mürekkep v.b. gibi yan ürünlerden yararlanıyorlardı,
bazıları da, tamamen digital ortam ve bilgisayar destekli çalışmalar yapıyorlar
ve bunu da tükenmez kalem çalışması olarak isimlendiriyorlardı.
klasik tarz resim çalışması bir yana, denemesine bile hiç raslamıyordum,
ve ben çalışmalarımı, bütün bu olasılıkların dışında yoğunlaştırdım,

hayatının ellibeş yılını resim sanatına farklı bir yorum getirebilmek için adamış bir sanatçı olarak,
geliştirdiğim bu aykırı tekniğim ve çalışmalarımla,
artık sanat dünyasına açılma vaktinin geldiği düşüncesi,
iki yıl önce atölyeme aniden giren beklenmedik bir misafirle başladı,

rus asıllı bir ressam olan bu arkadaşımızın,
ülkesine dönünce mezun olduğu üniversitedeki hocalarına aktarımları sonucu,
antalyaya gelerek tekniğimi ve çalışmalarımı inceleyen
rus sanat adamlarıyla yaptığım görüşme benim için,
bundan sonraki sanat yolculuğumda belirleyici oldu.

çalışmalarımı rusyada sergilememi teklif etmeleri onur vericiydi,
ülkemden başlamak istiyordum,

geldiğim bu noktada, tekniğimin benimle beraber yok olmasını istemiyorum,
gelecek nesillere aktarabilmek en büyük arzum,
genç yeteneklerin çok daha ileriye götürebileceklerine
ve olağanüstü eserler yaratabileceklerine inanıyorum.
saygılarımla

erkangurkan








12 Temmuz 2012 Perşembe